Tek Ders Sınavından Kaç Alırsak Geçeriz? Bir İzmirli’nin Gözünden
Tek ders sınavı… O an geldiğinde insanın ağzında tuhaf bir tat bırakan, kalbinde bir sıkıntı oluşturan, belki de biraz daha derine inersek, içsel bir dram yaratabilen bir olgu. İster İzmirli olun, ister başka bir şehirde, tek ders sınavı, hepimizin yaşadığı o büyük sınavlardan bir tanesi. Ama şu var ki, bu sınavlar genelde tam bir komedi şovuna dönüşüyor. Hayatınızda, sınavdan bir gün önce bir arkadaşınızla yaptığınız “Nereye gitsen, bulursun” türündeki komik diyaloğun tam ortasında bulabilirsiniz kendinizi. Peki, tek ders sınavından kaç alırsak geçeriz? Bu yazıda, mizahi bir bakış açısıyla, bu sorunun cevabını bulmaya çalışacağız.
“Benim Notum Geriye Ne Kadar Gitse de, Kardeşim, Bu Sonuçta Geçmek!” (İzmirli’ye Özgü İroni)
Hani bazen İzmir’de sahilde yürürken ya da Çankaya’da arkadaşlarınızla otururken, dersten önce “Ya ne kadar alırsam geçerim ya?” diye bir soruyu dillendirirsiniz. O an aslında bir umut barındırıyorsunuzdur ama bu umut, sadece bir şaka, bir tuhaflık yaratma arzusuyla karışır. Yani, geçmek mi? Yalnızca geçmek mi?
Gelin bunu somutlaştıralım: Farz edelim ki bir matematik dersinden kaldınız. Her şey bir felaket. “Bu dersten geçemem ben,” dediğiniz anda hemen bir arkadaşınız gelir, omzunuza elini koyar ve der ki:
“Yapma, ya 45 alırsın, geçersin.”
Evet, 45! Bu, aslında İzmirli’nin özgün bakış açısını yansıtan bir durumdur. Hani “Benim sistemim” diyen biri, tek ders sınavını geçmek için 45’in yeterli olabileceğini ima ederken, bir yanda da ne kadar düşük bir beklenti içine girdiğini fark etmez. Ama korkmayın, bu aslında geçmek için yeterli değil. O yüzden durumu kabullenmeden önce şöyle bir durum var: “Peki, 50 alsam?”
50 mi? Yine mi, Yine mi?
Evet, gerçek şu ki tek ders sınavında geçmek için hedeflediğiniz not 50’dir. Ama burada aklınıza hemen şu geliyor: “Peki, 45 de iş görür mü?” İşte bu soruyla birlikte tüm o çabalar birden iki katına çıkar. “Geçer miyim, geçmez miyim?” diye zihninizde sayfalarca teori geliştirirken, bir bakıyorsunuz ki sınav salonunda soluduğunuz hava bile sizin geçip geçmeyeceğiniz konusunda net bir karar veremiyor.
Yalnız şunu kabul edelim ki:
Tek ders sınavı hazırlık sürecinde hayatınızın en stratejik planlarını yapıyorsunuz. Akşam geceyi gündüze katıp, dersin içeriğini harfi harfine ezberlemeye çalışırken, aslında içsel olarak “50 mi, 45 mi, yoksa 55 mi alsam?” diye düşünüyorsunuz. Zihninizin hızlıca dönmeye başlaması ile birlikte bir tür entelektüel tatmin duygusuna kapılıyorsunuz. Yani, sonuçta bu tek ders sınavı geçildiği takdirde, bir hayat başarı hikâyesi değilse de, ona yakın bir şey oluyordur, değil mi?
O Sınav Salonunda: “Burası da İzmir mi ya?”
Hadi bir de o sınav salonu atmosferini hayal edelim. Herkes çok sessiz, herkes çok ciddi… Ama içten içe, herkesin içinde gizli bir fıkra var. Mesela önümdeki kişi, sınavın başında birden gözlük takmaya başladı. O an aklımdan birden “Acaba gözlük takarak mı geçeceğiz?” diye geçiyor. Ama sonra “Yok be, her şey yalnızca bir şaka” diye kendimi yatıştırıp, kalemi alıyorum.
Sınav kağıdını alıyorum ve gözlerim kararmaya başlıyor. Yine de her şeyin ne kadar saçma olduğunu düşündükçe gülümsüyorum. O an gerçekten anlamak istediğim tek şey şu: “Tek ders sınavından kaç alırsak geçeriz? Bunu gerçekten kim belirliyor?” Çünkü kimse sınav öncesinde ne kadar çalıştığınızı bilmez. Kimse size geçmek için kaç puan gerektiğini söyleyemez. Ama bir umut, belki 45 falan… Hayır, biraz daha gerçekçi olalım; 50 puan!
Geçişin Altın Kuralları: Sınavdan Önce Biraz Mizah, Sonra Ciddiyet
Şimdi gelin tek ders sınavından geçmenin altın kurallarını sıralayalım.
1. Dersin Adını Unutmayın: Bu, aslında çok önemli bir strateji. Benim ilk deneyimimden öğrendiğim en önemli şey şuydu: Dersin adı neydi? Hangi konularda sınav var? Tamam, işte sınav kağıdını alırken ilk yapmanız gereken şey: “Konuyu unuttum” demek ve sonra not alacağınızı sanıyormuş gibi davranmaktır.
2. Kafada Plan Yapın, Kağıda Not Alın: Dersin tüm içeriğini kafanızda çizin, kağıda yazın. Bir gün sonra o yazdığınız şeyleri hatırlamayı beklemeyin. O yazdıklarınız, geçmek için yeterli olamayabilir. Bunu keşfetmek, size fayda sağlamaz.
3. “Az Çalışmak, Çok Bilgi!” Evet, kısa süreli çalışmalarda genellikle fazla bilgiyi edinemezsiniz, ancak o kadar fazla çalışarak zaten o kadar zorlanmazsınız ki!
4. “Hadi, Bunu Geçelim” Modu: Sınavda derin düşünme anları sizi sarar, ama sakın fazla düşünmeyin. Sadece şunu düşünün: “Geçelim, her şey yolunda.”
Sonuç: Geçmek mi? Tabi, Belki 45!
Tek ders sınavı, aslında gerçekten komik bir durum. İnsan bir yanda ciddiyetle yaklaşırken, diğer yanda bu durumun içinde kaybolur. Tek ders sınavından kaç alırsak geçeriz? sorusunun cevabı belki 50, belki 45, ama şurası kesin: Sınavın sonunda kendinizi biraz daha farklı, biraz daha güçlü hissedeceksiniz. Çünkü her ne kadar İzmirli bir genç olarak her şeyi espriye vurduğumuzu düşünsek de, geçmek bir şekilde hala önemli. O yüzden “Geçerim ben ya, 50 olur” demek, belki de bu sınavdaki gerçek başarı.
Kısacası, her şeyin biraz gülüş, biraz şaka, biraz da ciddiyetle karıştığı tek ders sınavları, bence en iyi şekilde geçilebilir. Geriye sadece “Geçtim mi?” sorusu kalır. Ama unutmayın, geçmek aslında bir noktada sadece bir “sistemi geçmektir.” Yani hayatın kendisi sınavdan çok daha zor olabilir!