91 Neyi Çarpanı?
Bir sabah uyanıp Kayseri’nin o soğuk havasında, güneşin ilk ışıklarıyla kararmış sokakları izlerken aklımda tek bir soru vardı: 91 neyin çarpanı? Hayatımda bazen öyle sorular olur ki, bir şeyin peşine düşmek, anlamak için neredeyse takıntı haline gelir. İşte o gün, 91’in çarpanı olma durumu, kafamda deli gibi dönüp duruyordu. Ama bu sadece bir matematik sorusu değildi; içimde bir şeyler de kıpırdıyordu. Belki de bu sorunun cevabını bulmak, kaybolmuş bazı duygularımın peşine düşmekti.
O sabah içimdeki boşluğu hissediyordum. O kadar fazla şey birikti ki, bir anlam arayışı başladı bende. Aklımda hep 91, ama aynı zamanda her şeyin bir “çarpanı” olduğunu düşündüm. Her olayın, her insanın, her yaşanan anın bir başka anı, bir başka duygu ile birleştirilmesi gerektiğini. İşte o an, 91’in çarpanlarını ararken, ben de kendi içimdeki cevapları arıyordum.
Bir Sorunun Peşinde Kaybolmak
Kayseri’nin dar sokaklarında yürürken, adımlarım ağırlaşmıştı. Gözlerim her zaman olduğu gibi yerden, eski taşlardan kayıyordu. Ama o gün, 91’in çarpanı olmaktan başka bir şey düşünemiyordum. Neden? Çünkü bazen insan kendisini sadece bir sorunun içinde kaybolmuş gibi hisseder. Her şey bir çarpan gibi gelir, o sorunun içinde biriktirilen duygular, geçmiş, insanlar… bir çeşit sonsuz döngü.
İçimde bir yerlerde, 91’in çarpanını bulmam gerektiğine dair bir his vardı. Ama belki de hayat bu kadar basit değildi. Bir an düşündüm, Hayat, tıpkı bir matematik problemi gibi mi? Yani her şeyin bir çözümü, bir sonucu mu olmalı?
O an, içimdeki hayal kırıklığı beliriverdi. Hayatımda her şeyin bir cevabı olmalıydı ama bazen cevapsız kalan çok şey vardı. Hep matematiksel bir yaklaşımla çözüme gitmeye çalışıyordum, ama belki de yaşamın karmaşıklığını sadece duygusal olarak kabul etmem gerekirdi. Her şeyin bir çarpanı olabilir miydi? Peki, ben hangi çarpanın parçasıydım? Bu sorularla içimdekiler daha da büyüdü.
91’in Çarpanları
O günden sonra, aklımdan 91 çıkmadı. Hızla yokuşu tırmanırken düşündüm: 91, tam bir asal sayı değil, ama bir şekilde başka sayılara bölünebilen bir sayı. Bu bile benim için bir metafor olabilir mi?
Bir çarpan arayışı, başka bir insanla olan ilişkime benziyordu. Bir insanla tanıştığınızda, o kişi de bir çarpan gibi olur. Sonra zaman geçer, o kişi bir şekilde hayatınızın bir parçası olur. Ama tam olarak nereye ait olduklarını bilemezsiniz. Onlar da sizin bir çarpanınız olabilir, ama o ilişkinin anlamı nedir? O düşünce beni daha da içine çekti.
Bir kez daha Kayseri’nin sokaklarında yürürken, içimdekiler birbirine karıştı. 91’in çarpanlarını bulamıyordum ama belki de bir çarpan, bir diğerini sürekli yaratıyordu. Matematiksel olarak, 91’in çarpanları 1, 7, 13 ve 91’dir. Ama içimde başka bir şey vardı, bir şeylerin eksik olduğunu hissettim. Bir insan hayatınıza girdiğinde, onun çarpanı kim olur? Onun bir parçası neydi?
Sonra, kafamda bir şeyler netleşmeye başladı. Belki de her insanın bir çarpanı olmalıydı, bir kaybolan parça. 91’in anlamı da tam olarak buydu belki. Yalnızca sayılarla değil, duygularla da bağlantılıydı.
Anlam Arayışı ve Bir Arıza
Bir gün, nehrin kenarında yürürken, o çarpanların arasında kaybolduğumu fark ettim. 91’in çarpanı belki de hayatın ta kendisiydi. Çünkü her şey birbiriyle bağlantılıydı, her şey bir zincirin halkası gibiydi. Aşk, hayal kırıklığı, umut… Hepsi birbirine bağlıydı. İçimde bir boşluk vardı, evet ama her çarpan biraz daha bu boşluğu dolduruyordu. Bazen aniden bir insan hayatınıza girer ve o anı anlamadan hayatınızın parçası olur. Bu da bir çarpandır işte.
Bazen bir şeyin arayışına düşmek, tam olarak neyin eksik olduğunu anlamaktan daha fazla şey anlatır. 91’i ve onun çarpanlarını düşünerek, bir arıza ile karşılaştım. Belki de her arıza, hayatın bir parçasıydı. Bir hata değil, bir keşifti. Çünkü her çarpan bir çözüm değil, sadece bir başlangıçtır.
Bunun farkına vardım, ama bu yeni farkındalık biraz karmaşıktı. Çünkü hayatımda bazen o kadar fazla soru vardı ki, bu çarpanları yerli yerine koymak istiyordum ama bir türlü beceremiyordum. Tıpkı hayatın zor ve karmaşık matematiksel hesapları gibi, bazen insan da kendisini kaybedebiliyor. Bu kaybolmuşluk da bir çarpan mıydı? Benim içimdeki boşluğu başka birinin eksikliği mi dolduruyordu?
Hayal Kırıklığı ve Umut Arasında
Bir gün, Kayseri’nin bir köşesinde bir çay bahçesinde otururken, 91’in neyin çarpanı olduğu sorusu kafamda dönmeye devam ediyordu. Bu kez, biraz daha sakin, biraz daha düşünceliydim. 91’in çarpanları gibi, hayatta da her şey birbiriyle bağlantılıydı. Ama bir noktada, bu bağlantılar bazen hayal kırıklığına dönüşebiliyordu. Yavaşça fark ettim ki, bu çarpanlar aslında birbirini tamamlamak yerine, beni yalnızlaştıran bir çözüm olmuştu. Yani belki de hayatımda bir eksik vardı, ama bu eksikliğin ne olduğunu bulmak kolay değildi.
İçimde bir umut vardı ama aynı zamanda bu umut, beklediğim şekilde bir anlam yaratmıyordu. Her şeyin bir çarpanı olmalıydı, ama bazen o çarpanları bulmak, insanın kendi içindeki boşluğu kabul etmek gibiydi. Yavaşça, 91’in ve çarpanlarının arkasındaki anlamı bulmam gerektiğini fark ettim.
Çünkü belki de bazen, hayatın anlamını bulmak, sadece sayıları değil, hisleri ve duyguları da hesaba katmakla mümkündü. 91’in çarpanlarını bir daha düşündüm: Belki de her insanın, her olayın bir çarpanı vardı ama bazen bu çarpanlar sadece geçmişte kaybolmuş duygulardı. Belki de cevabı bulmaya çalışırken, bazen sadece kaybolmak gerekiyordu.
Sonuç: Her Şeyin Bir Çarpanı Var
91’in çarpanlarını düşündüğümde, bazen kendimi tamamen kaybolmuş hissediyorum. Ama belki de 91’in çarpanı olmak, sadece hayatın bir noktasında, eksik parçaları bulmak demekti. Gerçek anlamda, hayatın tüm hesaplarını yapabilmek için önce duygusal eksiklikleri anlamak gerekiyordu. 91, sadece bir sayı değil, her birimizin içinde kaybolmuş duygulara, arayışlara ve çarpanlara dönüşüyordu.
O gün, 91’in neyin çarpanı olduğunu anladım: Hayatımın ve yaşadığım anların çarpanıydı. 91, sayılarla değil, duygularla birleştirilmişti.